Neşe Akar Yaşam Koçu
Koçluk

Koçluk

Yaşam Koçunuz Diyor ki;

Üzüntü, endişe, kaygı, pişmanlık, kıskançlık, keder, gerginlik, öfke, huzursuzluk, hayal kırıklığı, yenilgi, gurur, yalnızlık, bıkkınlık, tükenmişlik, haksızlık, korku, bağımlılık, kaybetme korkusu, hırs, çeşit çeşit acı, saygı görememe, takdir edilmeme, hınç, suçluluk duygusu, stres, sıkıntı, panik,

Tanıdık geliyorlar mı?

Bu listeye daha da devam edebilirim, ama içinizi karartmak istemiyor, bu yazıyı okumaya devam etme konusunda sizi heveslendirmek istiyorum.

Hayatımızın ne kadar ayrılmaz bir parçası gibi görünüyor bu duygular değil mi? Bazılarımız bu duyguları hayatın tadı tuzu olarak yorumluyor. Öyle mi gerçekten, onlar olmadan hayatımız çok mu tekdüze? Hayatımızın değerini anlamak ve her anı gerçekten yaşanmaya değer kılmak için onlara ihtiyacımız var mı? Bu duyguların hepsi, ağzımızdaki acı tat gibi, geride iz bırakan ve bizi doğal halimizden uzaklaştıran duygular.

Bu duyguları benimsediğimiz, artık onlara çok alıştığımız için böyle düşünüyor olabilir miyiz?

Bu duyguların olmadığı bir dünyada, böyle bir hayatı yaşadığımızı hayal edebilir miyiz sizinle? Hadi bana yardım edin?

Ben kendi başıma yettiğimde ve her ne olursa olsun, karşıma her ne çıkarsa çıksın kendime olan inancım tam olduğunda; başka herkese, her şeye karşı olan inancımı yitirdiğimde bile, sadece ve sadece kendime olan inancıma sarılıp onunla ayakta kaldığımda bunların hiçbirini yaşar mıyım?

Hayatımdaki her şey ters gitse bile, bu yaşadıklarımı yaşamam gerektiğini tüm kalbimle bildiğimde ve yaşadıklarımdan öğrenmem gerekenleri öğrendiğimde artık herhangi bir şey için üzülür müyüm?

Ben istemediğim ve kabul etmediğim takdirde hiç kimsenin bana üzüntü veremeyeceğini bilirsem, üzüntünün herhangi bir şeklini hiçbir şekilde kabul eder miyim?

Kendi hislerimi seçme özgürlüğüne sahip olduğumda, artık sağduyulu olan ben, yukarıdaki bu listeden bir tanesini bile bilerek ve isteyerek yaşamayı seçer miyim?

Kaybedecek hiç birşeyim olmadığını, çünkü aslında her şeye sahip olduğumu bilirsem, her ihtiyacım olanın bana, istemeyi bıraktığımda fazlasıyla geleceğine yürekten inanırsam, artık hiçbir şeye bağımlı olur muyum?

Gerçek huzurun daima bende olduğunu bilir, artık onu dışarıda aramayı bırakır ve her istediğimde içime dönüp o huzurlu halime bürünebilirsem eğer, yaşadığım hiç bir şey ya da herhangi birisi nedeniyle, özümde varolan olan bu huzuru yitirebilir miyim?

Özümün sevgiden ibaret olduğunu bilirsem, hiç eksilmeyen, ben verdikçe artan, ben sevdikçe çoğalan, ben sevdikçe bana binlerce kat geri dönen, sevgisizliği ve sevgisizliğin neslini, onun yarattıklarını yaşayabilir miyim?

Ben daima mutlu olmayı seçer ve bu formumu hiç kimsenin, hiç bir şeyin benden almasına izin vermezsem, zor kullanarak değil, ancak sadece bilerek, mutlu kalmayı seçerek ve yarattığım mutluluğumu besleyerek kalırsam eğer, olumsuzlukların esiri olur muyum artık?

Her zaman, her an, tüm düşüncelerimin farkındalığında kalırsam, her ana ait düşünceyi, hissi ve eylemi seçme özgürlüğüne sahip olur ve bazen kendimden bile kaynaklanabilen olumsuzlukları tanırsam onların tuzağına düşebilir miyim?

Hiç bir durumda, bu olumsuzluklar kümesine izin vermezsem ve çaresizliği yaşamamaya kendi kendime söz verir, her zaman çözümlerin abidesi olmayı seçersem ben, bunlar karşısında sallanır, düşer ve yıkılır mıyım artık?

Ben, sevgiyi, huzuru, mutlu olmayı ve neşeli kalmayı seçiyorum. Onları başka yerde, başka birinde değil, kendimde buluyorum. Her istediğimde, her ihtiyacım olduğunda ve her zaman elimin altında.

Olumsuzluklardan özgürleşiyor, ben sevgiyle dünyayı fethediyorum ve her zaman muzafferim.

Yorum Yazın