#küsmek, #tükenmek, #tehdit, #perspektif, #gözlem, #körlük, #sessizlik, #ilham, #oyun, #karar, #kimlik
Hayat

Hayat

Bir kaplumbağa gibi kabuğuna çekilebilmek!

Bir başkasına küsmek, iletişim kurmayı kesmek, ilişkiyi kesmek gibi yaklaşımları zaman zaman herkes denemiştir sanırım. Bir tehdit hissettiğimizde, aynı bir kaplumbağa gibi korunma güdüsüyle, enerjimizi kendi içimize çekmeyi ve enerji alışverişini kesmeyi deneriz. Sonuçsuz kalan çabalar… Karşı tarafa pek ulaşmayan mesajlar.

Bunları yaparken amacımız nedir? Bu başkalarından gücümüzü geri talep etme halleri, aslında çok önemli bir içsel gücümüzün bozulmuş, ve bencilliğimizle manipülasyona dönüştürdüğümüz bir halidir: Bu içsel güç, en saf haliyle, meditasyon yapanların oldukça aşina oldukları ve zaman içinde geliştirdikleri bir beceridir: Geri çekilebilmek… Dışarıdaki dünyadan bilinçli bir şekilde, bir süreliğine kendi iç dünyama dönmek, dikkatimi kendi üzerime çevirmek demektir.

Bu gücü manipüle etmediğimizde, daha saf bir niyetle kullanımı ise daha başkadır. Hepimiz zaman zaman hayattan geri çekilebilmeye ihtiyaç duyarız. Biraz sessizliğe, kendi kendimize kalmaya. Belki kafamı toplamaya ihtiyacım var deriz, ya da ilişkilerden bunaldım, hırpalandım, biraz yalnız kalmak istiyorum deriz. Ya da çok çalışmakta tükenmişizdir ve içgüdüsel olarak sessiz kalıp bataryamızı yeniden yüklemek isteriz. Bazen bir bakış açısına gereksinim duyarız. Balkondan bakmaya, ya da bir vadiden bakmaya. Detayların ağından kurtulup daha net görebilmek, bütünü görebilmek, vizyonumuzu genişletmek isteriz. Bir yeniliğe de gereksinim duyabiliriz.

İşte, tüm arzularımızı karşılayabilecek bir beceridir geri çekilip gözlemleyebilmek ve bir duruma, bir ilişkiye, kendimize, kendi düşünce, duygu ve davranışlarımıza, alışkanlıklarımıza uzaktan bir şahit olmak. Bağımsızca, duyguların ateşiyle yanmadan, günlük körlüğümüzün ötesine geçebilmek. Bizi körleştiren şeylerden birisi de oynadığımız rollere, oyuna kendimizi kaptırmaktır. Kimliklerimiz gözümüzü boyar, perdeler iner benliğimize, kendi gerçekliğimizi görmemize engel olur. Varlığımızın güzelliği, oyunun zor, ağır, hüzünlü, kimi zaman da ürkütücü sahneleri yaşanırken bastırılır, yerini endişe, şüphe, korku alır.

Gerçeklik artık endişe, şüphe ve korkuya belenmiş, ayırt edilmesi zor hale gelmiştir. Sık sık geri çekilmeliyiz gerçekliği kaçırmamak için. Baş döndürücü hızla akıp giden hayatın içinde, bilgiyle bombardımana uğrarken, kendi gerçekliğimizi kaybetmek o kadar da kolaydır. Bize görünebilmesi için bir şeyler yapmamız gerekir.

Bunun için sessizlik en önemli malzemedir. Ve iç gözlem; izlemek üzere orada, bulunduğum zihinsel konumda kalabilmek için sabır ve yoğunlaşabilmek. Yarattığım bu güçlü zihinsel mertebemin bana birçok armağanları olacaktır; yaratıcılığımın tetiklenmesi örneğin, yeni bir bakış açısı, yeni ve daha güçlü bir “Ben”in doğabilmesi için bir koza, önemli kararlarım için bir kuluçka. Sanki kutsal bir enerjidir kendi içimize dönüp yeniden yarattığımız… Ve oradan yeniden yaşam buluruz, ilham alır, tazeleniriz.

Geri Çekilebilme gücünü kullanabilen birisi, kendi bireyselliğini güçlü bir şekilde deneyimlerken, aynı bir tespihte olduğu gibi, bütün diğerleriyle de bağlantılıdır; kendisinden önceki ve sonrakiyle ve hatta tespihteki tüm boncuklarla bağlantılıdır. Tespih tanesi hem tek başınadır, hem de tespihin bir tanesidir. Hayat yolculuğumuzda hem yalnızız, hem de aslında ebediyen diğer herkesle bağlantıdayız.

Geri çekilebilmek için en değerli ve verimli zaman dilimi sabah saatleridir. Ve günün bitiminde, tüm günü gözden geçirmek için… ve gün içerisinde ne zaman gereksinim duyarsak…

Kaplumbağa bilgeliğiyle kendimizle baş başa kalabilmek dileğiyle,

 

Yorum Yazın