#öfke, #farkındalık, #tepki, #enerji, #ilişkiler, #nefret, #intikam, #antidot, #çözüm
Hayat

Hayat

27 Ağustos-9 Eylül tarihli Para dergisinde yayınlanan yazım: Öfkeyi nasıl dönüştürürüz?

Hayatımızda stres yaratan birçok şey var. Hayattan hoşnut değilsek, öfkeyle karşılık veriyoruz. Olayları ve insanları kontrol edemedikçe öfkeyi biz yaratırız. O insanlara, olaylara verdiğimiz yanıttır ve bizim seçimimizdir. Gerçek şudur: olay ve insanları kontrol edemeyiz. Kontrol edemeyeceğimi kontrol etmeye çalışırsam sonuç öfkedir. Böylece kendime acı çektirtirim. Öfkenin sağlıksız bir duygu olduğunu kabul etmeliyiz, ancak öfkemizi reddetmek, onu bastırmaya çalışmak da bir o kadar sağlıksızdır. Öfkeye direnmek beyhudedir. Yapmamız gereken öfkemiz konusunda farkındalığımızı artırmaktır.

Bilinçli bir varlık olan insan ruhunu yöneten düşünceleri ve inançlarıdır. Neyi düşünürsek ve kendimizi neye inandırmışsak, bizi yönetmesine izin veriyoruz. Bu öke konusunda da böyle... Öfke bir tepkidir, otomatik pilot devrededir. Çok rahatsız edici bir güçtür. Düşmanlık yaratır ve saldırganlığı tetikler. Eğer düşüncelerimizde olumsuzluğa kapılarak öfke enerjisini yaratmışsak, ağzımızdan dökülen sözler de iğneleyici, yaralayıcı, karşımızdaki ruhu kanatan söz ve davranışlar oluyor. Sonuç zarar gören, muthuzur, #suz ilişkiler... ayrılıklar, hatta bazen yıllarca süren nefret ve intikam hisleri.

Böyle mi yaşamak isteriz?

Bu konuda neler yapabiliriz?

İlk olarak, öfkenin çok güçlü bir enerji olduğunu bilmeliyiz ve bu enerjiyi kendimize fayda yaratacak şekilde dönüştürebiliriz. Talep ve isteklerimizi ifade ederken, içimizde öfke hissediyorsak, ağzımızı açmadan bu küçük çalışmaları yapmayı seçebiliriz. Saldırarak karşımızdakini savunmaya geçirmek, baştan olumsuzluk yaratarak köprüleri yakıp yıkmak yerine, durumu kendimiz için daha avantajlı bir noktaya getirmek mümkün. Bu güçlü enerjiyi, daha kararlı ve söylediğinin arkasında duran, isteklerin net bir şekilde ifade edilmesine olanak sağlayan nötr bir hale çevirebiliriz. Sonucu beklerken kararlılık, azim, sabır ve hoşgörü için gerekli olan enerjiyi bu şekilde yaratabiliriz.

İkinci ve en önemlisi öfkenin antidotu huzurdur. Bilincimizde ne kadar çok huzur yaratırsak, öfkeye o kadar daha az yer kalacaktır. Huzuru nasıl yaratabilir ve koruyabiliriz. Bunun sırrı, kendi içimize dönerek varlığımızın özünde yer alan kaynaklarımıza ulaşmaktır. Varlığımızın köklerinde huzur vardır.Öfkenin üstesinden gelmek için bütün mesele, düşüncelerimize dikkat göstermek ve öfkeyi tetikleyen düşünceler yerine huzurlu düşünceleri seçmektir. Bu şekilde düşüncelerimizden güç alabiliriz. “Ben huzurluyum” basit ancak bir o kadar da etkili bir düşüncedir. Güne bu düşünceyle başlamak, gün boyunca da sık aralıklarla, yaptığımız işe birkaç dakika ara vererek bu düşünceye geri gelmek ve onun bilincimize nüfuz etmesine izin vermek kendimize yapabileceğimiz büyük bir iyilik. Öfkenin bize verdiği zararın farkındaysak elbette. Bir an için bile huzuru deneyimlesek, “ne olacak, nasıl olacak” sorularının yükünden kurtularak kendimizi hafifletebiliriz. Huzurlu kalırsak öfke ortaya çıkamaz. Bu dikkat, farkındalık gerektirir. Çıksa bile, konuşun onunla! “Hmm, öfke, tekrar geri geldin, öyle mi?” Bu şekilde konuşarak duygunuza bir isim verdiğinizde, ondan bağımsızlaşmış olursunuz, bağımsızlaştığınızda da öfke enerjisi azalır. Huzurlu bir zihin durumundan, karşılaştığımız durumlara daha yapıcı karşılıklar verebiliriz.

Zarar veren karşılaştığımız durumlar, insanlar değil, öfkedir. Tohum öfkedir. Öfke ve huzursuzluk, huzur yöntemiyle biter. Şu farkındalığı koruyun: Ben huzurum ve seçtiğim yaşam prensibi huzurdur.

En zayıftan en şiddetliye Öfkenin 7 çeşidi:

Bastırmayın, reddetmeyin, dönüştürün. Değişik nedenlerle öfkeleniriz. Öğrenilmiş inançlarımız, deneyimimiz ve algımıza bağlı olarak öfkemiz değişik şekillere bürünür:

1 Sinirlilik

Mesela bilgisayarımız yeterince hızlı çalışmadığında ya da önümüzdeki araç biraz yavaş gittiğinde sinirleniriz. Çözüm: Sabır geliştirmektir. Herkesin ve her şeyin kendine ait bir ritmi var. Bunu kabul edebilir miyim?

2 Hayal Kırıklığı

İşler beklediğimiz, istediğimiz gibi sonuçlanmadığında hayal kırıklığı yaşarız. Çözüm: Her şey nasıl geliştiyse kabul edelim. O şekilde onlarla çalışalım ve onlardan öğrenelim. Proaktif yanıt verelim, tepkisel değil.

3 Kin

Geçmişte birisinin size bir yanlış yaptığına inanıyorsanız, kinlenirsiniz. Çözüm: Hiç kimse bizi duygusal veya zihinsel olarak incitemez, biz kendimizi böyle düşünerek incitiriz.

4 Gücenmek

Size hakaret ettiğini düşündüğünüz kişiye gücenirsiniz. Çözüm: Sizi inciten onların sözleri değildi, o sözlerle sizin yaptığınız şey, sizi incitiyor.

5 Aşağılamak

Birisinin bir eylemini onaylamadığınızda bu yargıyla birlikte aşağılama arzusunu da yaratırız. Çözüm: Kişiyi eylemden ayırmaktır. Onların da eylemleri inandıkları her neyse onunla başladı. Eylem yanlış olabilir. Başkalarını kontrol edemeyeceğimizi ancak etkileyebileceğimizi hatırlayabiliriz.

6 Nefret

Birisinin şeytanice davrandığına ve aşırı derecede kötü olduğuna kara verdiğimizde nefret etmeye başlarız. Çözüm: Kendimizi nefretimizin kölesi haline nasıl getirdiğimize bakın, yani artık özgür değiliz ve mutsuz ettik kendimizi.

7 Hiddet

Öfkeniz biriktiğinde artık hiddete dönüşür. Yıkıcı hale gelmiştir. Çözüm: Yardım alma zamanı. Terapi, koçluk vb. gibi… Meditasyon yapmayı öğrenmek yardımcı olabilir.

SYF041PARA201727, SYF042PARA201727

Yorum Yazın